İyi bir şarap ve içki servisinin, serviste kullanılan en iyi kalite kadehlerin yanı sıra, tabak, çatal bıçak ve kadeh takımalrının şıklığına uygun zarafetteki aksesuarlarla yürütlmesi genel bir gastronomi kuralıdır. Giderek daha da gelişecek olan aksesuarlar grubu bu felsefeyle tasarlandı. El yapımı kristalden üretilen Denizli aksesuarları, öncelikle Türkiye’de şimdiye dek görülmedik bir estetiği yansıtan karaflarıyla dikkat çekiyor.
Kapaklı karaf, hem karafa süzülen ancak tümü tüketilmeyen bir şarabın ertesi güne bırakılabilmesine olanak sağlıyor, hem de oksijenle çok yavaş teması arzulanan yaşlı ve kırılgan şarapların okside edilmeden servislerine yardımcı oluyor. Diğer karafların da ana özellikleri, tüm tecrübeli someliyelerin tercih ettikleri gibi, karafın boynundan tutulmasına izin vermemeleri, kulpundan ya da tabanından kavranmalarına uygun olmaları. Şarabın el ısısıyla ısınmaması ve karafın boynunun parmak iziyle kirlenmemesi açısından yapılan bu tercih, servisi daha da zarif kılıyor. Yıllanmış şarapların dekantasyonundaki, yani bir karafa süzülmesindeki amaç onları yıllanma ile şişenin dibinde oluşan ve ağıza geldiğinde itici bir acılık uyandırabilecek olan tortularından ayırmak olduğu gibi, onları oksijenle ağır ağır temas ettirerek havalanmalarını, böylece yıllar süren “güzellik uykularından” uyanmalarını sağlamaktır...
Ancak bu aynı zamanda riskli de bir işlemdir: yıllanmış şarap, hele de olgunluğunun zirvelerinde ise, hassas ve kırılgandır aynı zamanda. Hızlı ve hoyrat bir havalandırma, şarapta hızlı bir oksidasyona yol açabilir, ilk yudumlarından büyük haz duyduğumuz şarap, son yudumlarımızda bize itici ve geçkin bile gelebilir.
Bu sakıncaları ortadan kaldırmanın tek bir yolu var: haznesi aşırı geniş olmayan, ağzı kapaklı bir karafa, ağır bir aktarma işlemi uygulamak ve kadehe servis anları haricinde karafın ağzını kapalı tutmak. Yıllanmış şarap karafı, bu seçkin şarapların zedelenmeden, kalitelerini kaybetmeden servis edilebilmeleri için tasarlandı ve elde üretildi.
Geleneksel içkimiz rakının Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki servisi, bugünkü gibi büyük boy şişelerin masalara getirilerek sofraya konması yoluyla değil, serviste daha zarif bir görünüm yaratan küçük karaflar, o sevimli deyimiyle “karafaki”ler yoluyla yapılmıştır. Rakı kültürümüzün hiç olmadığı denli zenginleştiği günümüzde, bu zarif eski İstanbul geleneği yeniden, ama bu kez daha modern bir formda canlandırıyor. 400 santilitrelik haznesiyle bu modern karafaki, rakı sofralarımızı daha da güzelleştirecek. Evlerimizde kurduğumuz rakı soframızı daha da sıklaştıracağı gibi, restoranlarda da masanın yanındaki servantta duran rakı şişesinden bu el üretimi karafakiye konan rakının masaya yerleştirilmesi, restoranların ve kalitesi gittikçe artan yeni kulak meyhanelerimizin servis kalitesini yükseltecek.
Karafaki, kafe ve bistrolarda “house wine-ev şarabı” uygulamasına da olanak verecek, isteyenlere uygun fiyatlı bu şaraplar, “dörtte bir şişe” paylaştırmasıyla doğrıdan bu karafakiye servis edilebilecektir.